Sitemiz ...... Alt Yapısını Kullanmaktadır..

UcakBiletiALL.net Ucuz Uçak Bileti İle Keyifli Uçuşlar Sizi Bekliyor

THY Şanlıurfa İzmir Uçak Seferleri - En Ucuz Uçak Bileti - UcakBiletiALL.Net

THY Şanlıurfa İzmir Uçak Seferleri

Uçak Firması : Türk Hava Yolları
Havaalanı : Şanlıurfa Havalimanı

Kalkış Havaalanı : Şanlıurfa,Şanlıurfa GAP(GNY)
Varış Havaalanı : İzmir,Adnan Menderes(ADB)

Uçak Bileti : Şanlıurfa Havalimanı Uçak Biletleri

Etiketler :

En Ucuz Uçak Bileti Sorgulaması Şanlıurfa,Şanlıurfa GAP(GNY) » İzmir,Adnan Menderes(ADB) 18 Eylül 2014 Perşembe

En Ucuz Uçak Biletini Bulmak İçin Tüm Firmaları www.ucakbiletiall.net sitemizden sorgulama yapmalısınız

Havayolu SeferNo H.Saati  V.Saati Kalkış Varış Fiyat
Türk Hava Yolları
Türk Hava Yolları
TK2247
TK2326
12:10
15:00
14:05
16:05
Şanlıurfa (GNY)
İstanbul (IST)
İstanbul (IST)
İzmir (ADB)
 
162 TL
 
Türk Hava Yolları
Türk Hava Yolları
TK2247
TK2328
12:10
16:00
14:05
17:05
Şanlıurfa (GNY)
İstanbul (IST)
İstanbul (IST)
İzmir (ADB)
 
162 TL
 
Türk Hava Yolları
Türk Hava Yolları
TK2249
TK2344
18:30
22:00
20:25
23:05
Şanlıurfa (GNY)
İstanbul (IST)
İstanbul (IST)
İzmir (ADB)
 
162 TL
 
Türk Hava Yolları
Türk Hava Yolları
TK2249
TK2354
18:30
01:30
20:25
02:35
Şanlıurfa (GNY)
İstanbul (IST)
İstanbul (IST)
İzmir (ADB)
 
162 TL

 

THY ŞANLIURFA İZMİR UÇAK BİLETİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Şanlıurfa da gezilecek yerler
Urfa Hakkında Genel Bilgi
 Gezi Programları
 1. Gün :  Şehir Merkezi Gezi Programı
                                           
• Edessa Mozaikleri 
• Rızvaniye Camii
• Rızvaniye Medresesi
• Halil-ür Rahman Camii ve Medresesi
• Halil-ür Rahman Gölü(Balıklıgöl) ve Ayn-Zeliha Gölü
• Hz.İbrahim’in doğduğu mağara ve Mevlid-i Halil Camii
• Urfa Kalesi
• Şurkav Çarşısı
• Şurkav Kültür Evi
• Hasan Padişah Camii
• Çarşılar ve Hanlar
• Hüseyniye Çarşıları
• Bedesten (Kazaz Pazarı)
• Sipahi Pazarı
• Gümrükhan
• Hz.Eyüp Peygamber Makamı ve Şifalı Su Kuyusu

 2. Gün :  Harran ve Çevre Gezi Programı
• Harran Kalesi
• Harran Evleri
• Şehir Surları
• Harran Ulu Camii (Firdevs Camii)
• Harran Kazıları
• Şeyh Hayat-el Harrani
• Bazda Mağaraları
• Han-el Bar’ur Kervansarayı
• Şuayb Şehri
• Sogmatar Antik Kenti
 
 3.Gün :  Göbeklitepe ve Atatürk Barajı  Gezi Programı
• Göbeklitepe
• Atatürk Barajı
• Urfa Tünelleri
 4.Gün  :  Birecik ve Halfeti Gezi Programı
• Birecik
• Birecik Kalesi
• Kelaynak Üretme Tesisi
• Halfeti
• Rumkale
 5.Gün :  Eyüp Nebi Köyü Gezi Programı
• Hz. Eyüb’ün Türbesi
• Sabır Taşı
• Hz. Rahime’nin  Türbesi
• Hz.Elyesa Türbesi

 Oteller, konukevleri
 İlçeler, mesire yerleri ve şehir merkezine uzaklıkları
 Komşu iller ve uzaklıkları
 Bazı şehirlere göre uzaklıklar
 İlin acil telefonları
 Kamu kuruluşlarına ait konaklama yerleri
 Şanlıurfa Belediyesi Turizm Danışma Büroları
 Kent Haritası
  
ŞANLIURFA GEZİ REHBERİ

Şanlı ünvanı Kurtuluş Savaşı’ndan önce de koyulsaydı bir şehre ancak bu kadar yakışırdı. Dünya tarihinde adından bu kadar çok bahsettiren ender kentlerden birinde ,
Şanlıurfa’dayız.Gerek bulunduğu konum itibariyle gerekse tarihe damgasını vurduğu ilkleriyle günümüz deyimiyle Doğuştan Marka Şehir olmayı başarmıştır Şanlıurfa…

 Tarihi  şöyle bir bakılıp geçilecek gibi olmayan kent, halk inancı ve arkeoloji diline göre oldukça eskilere dayanıyor. Arkeoloji literatüründe 11.500 yıllık bir geçmişe dayanan, ‘Bereketli Hilal’ olarak adlandırılan dünyanın bereketli topraklarına ve su potansiyeline sahip Ş.Urfa’nın tarihi ,halk inancına göre ise Adem ile Havva’ya kadar gidiyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Orta Fırat Bölümün de yer alan kent, Doğuda Mardin, kuzeydoğuda Diyarbakır, kuzeybatıda Adıyaman, batıda Gaziantep ve güneyde Suriye toprakları ile çevrelenmiş bir sınır şehridir. Harran, Akçakale, Birecik, Halfeti, Viranşehir, Bozova, Siverek, Hilvan, Suruç ve Ceylanpınar olmak üzere gezilmeden geçilmemesi gereken 10 ilçeye sahiptir. Gerek tarihin başladığı ilk çağlarda gerek diğer devirlerde Şanlıurfa, hemen her zaman Doğu ile Batı arasında bir köprü görevini üstlenmiş ve bu birikimini günümüze kadar tüm orijinalliği ile getirmeye çalışmıştır.

      GENEL BİLGİ
Şanlıurfa kontinental (kara) iklim özelliği gösterir. Yazları çok kurak ve sıcak, kışları bol yağışlı, nispeten ılıman geçmektedir. Şanlıurfa matematik konum itibariyle Ekvatora daha yakındır. Deniz etkisinden uzak bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle Kontinental iklim özelliği ağır basmaktadır. Bu özellik sıcaklık ve yağış bakımından kendisini göstermektedir. İlde en yüksek sıcaklık 46.8 C (Temmuz); en düşük sıcaklık ise -12,4 (Şubat) olarak ölçülmüştür. Şanlıurfa’da yıllık ortalama yağış 462 mm olarak hesaplanmıştır.
Şanlıurfa ili, konum itibarıyla Arap Platformu'nun kuzey bölümleri ile Gü-neydoğu Torosların orta kısmının güney etekleri üzerinde yer almaktadır. ilin kuzeyinde bulunan dağların yükseklikleri düşük olmakla birlikte  dağlar arasında geniş ovalar yer alır. İI'deki başlıca dağlar; Karacadağ (1938 m), Tektek (449 m), Susuz (801 m), Takur Tukur, Germuş (771 m), Nemrut (800 m), Şebeke (750 m) ve Arat (840 m) Dağlarıdır
İlin en önemli akarsuyu efsanelere, şiirlere, türkülere konu olan Fırat Nehri'dir.Fırat Urfa’nın Dicle’ye sevdalı deli oğludur.Kimi zaman ağıtlar yakılmış aldığı canlar için  ,kimi zaman gürül gürül akan sesiyle düğünlere eşlik etmiştir bu topraklarda… Yine de Urfalı için Hayat demektir,can demektir. Diğer akarsulardan bazıları Cü¬lap, Çeltik, Pınar, Pamuk, Zengeçur, Aslanlı, Karabağ, Bahçecik, Hamdun, Necarik, Titriş, Zadeli, Giresav, Halfeti, Pınarbaşı, Süleyman, Mizar, Bamya¬suyu, Kehriz, Germuş, Açık Su, Direkli ve Mercihan olarak sayılabilir.

Şanlıurfa kenti içinde göl olarak nitelendirilen Halil-ür rahman ve Ayn-zeli-ha olmak üzere iki göl bulunmakta. Hz. İbrahim'in ateşe düştüğü yerde oluşan bu iki göl şehir merkezinin güney batısında yer almaktadır. Hz. İbrahim'in düştüğü yer, Halil'ür Rahman Gölü'dür. Rivayete göre; Nemrut'un kızı Zeli¬ha da Hz. ibrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atmış ve düş¬tüğü yerde Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Bu göller içerisindeki balıklar kutsal sayıldığından yenilmemekte olup, dünyanın her tarafından gelen ziyaretçile¬rin vazgeçilmez mekanlarıdır.
Ayrıca GAP Projesi ile yapay olarak oluşturulan Atatürk Baraj Gölü Tür-kiye’nin en büyük baraj gölü olup, il sınırları içinde bulunmakta,bahar aylarında mesire yeri olarak da ziyaretçi kabul etmektedir..
Şanlıurfa ili, genel olarak plato görünümündedir. Başta Harran ovası olmak üzere, Suruç, Viranşehir, Hilvan, Ceylanpınar, Bozova ve Siverek ovaları bölgenin tarımında önemli rol oynayan, halkın geçim kaynağı olan verimli topraklardır.
Şanlıurfa 1. 858.400 ha’ lık yüzölçümü büyüklüğü ile Türkiye’de 5. sıradadır. Toplam tarım alanı 1. 202.925 ha. Sulanabilir tarım arazisi 836.000 ha. Türkiye’de sulanabilir tarım arazisinin %8.7’si Şanlıurfa’dadır.
Tarla bitkileri ekim alanlarının büyük bölümünü buğday (%42,8) kaplamaktadır. Bunu sırayla arpa, pamuk(beyaz altın),kırmızı mercimek, susam, nohut ve diğer ürünler izlemektedir. İlde yetiştirilen başlıca meyveler fıstık, nar, erik, kayısı, elma, ceviz, badem ve üzümdür. İl’de fıstık yetiştiriciliği en fazla Birecik, Merkez, Hilvan, Siverek ve Bozova ilçelerinde yapılmaktadır. İl’de yetiştirilen başlıca sebzeler domates, biber,patlıcan,kavun ve karpuzdur.Hayvancılık genelde meraya dayalı olup ekstansif hayvancılık karakterini taşımaktadır.Hayvansal üretim faaliyeti içinde büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği ağırlıklı ve öncelikli önemini korumaktadır.Hayvan varlığı içinde ilk sırayı koyun almaktadır.Bunu sırasıyla kıl keçisi,yerli ırk sığırlar,melez ırk sığırlar ve kültür ırkı sığırlar izlemektedir.
 Dünyanın en asil arap atlarının yetiştirildiği bölgelerden birisi de Şanlıurfa’dır. Sahip olsun olmasın, Urfalılar atı uğur sayarlar. Bu işi bilenler ‘Eğer at beslemeye gücün yetmiyorsa, komşunun duvarından bir delik aç, hiç olmazsa evine atın soluğu girsin’ derler. O ev ve çevresindeki yedi evin bundan nasiplendiğine inanılır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin merkezinde yer alan Şanlıurfa’ya karayolu ile ulaşım ,yılın her mevsiminde kolaylıkla sağlanmaktadır.
Hali hazırda bulunan GAP ile bölgede üretilen ürünlerin dünyanın dört bir yanına ulaştırılmasını sağlamak için Şanlıurfa’nın kuzeyindeki Taşdağı mevkiinde kargo ağırlıklı Şanlıurfa GAP havaalanına haftanın her günü uçak inmektedir.
 Demiryolu ağı Bölge’deki yerleşmelerin çok azına hizmet verebilmektedir. 
SANAYİ
ORGANiZE SANAYİ BÖLGESİ 
            Şanlıurfa, sanayinin büyük bir kısmını tekstil ve gıda sektöründe  faaliyet gösteren işletmelerden oluşturmaktadır. 2006 yılı toplam sayıları 368 olan sanayi tesisi içinde bu iki sektörde faaliyet gösterenler % 79 oranında paya sahiptir. Bu iki sektörü muhtelif sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler izlemektedir. Organize Sanayi Bölgesi, 2000 yılı içinde tamamlanmış 291 hektar alan üzerindeki 308 sanayi parseli, 186 müteşebbise tahsis  edilmiştir.168 tesis bitirilmiş, 12’si inşa halinde, 8’i ise projelendirilmiştir. Tüm tesisler tamamlandığında 10.000 kişi istihdam edilebilecektir. 1. Organize Sanayi Bölgesi çok sayıdaki taleplere cevap veremeyince toplam 1.186 hektarlık 2. Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları 1998’de başlatılmıştır.
1. 000 İşyeri kapasiteli Evren Küçük Sanayi Sitesi tamamlanmıştır. Siverek İlçesi’nde 100, Akçakale'de 107 ve Suruç İlçesi'nde 105 işyeri kapasiteli 3 küçük sanayi sitesi bulunmaktadır.

Günübirlik gezi programı seçenekleri

1. GÜN: 
Gezimizin ilk gününü tamamen şehir merkezindeki kültürel ve tarihi mekanların gezilmesine ayırıyoruz. Balıklıgöl Havzasında başlayan gezimiz Eyüp Peygamber makamında son buluyor. 
Edessa Mozaikleri
Büyük İskender’in istilasından sonra Seleukos I tarafından Urfa’da eski bir yerleşim üzerine Grek kültür ve sanatına uygun olarak Osrhoene(Osrone) Krallığı kurulmuş, yeni kurulan şehre İskender’in doğduğu şehrin adı yani Edessa adı verilmiştir. Edessa kentinde kültür ve sanat doruk noktasına ulaşmıştır. M.Ö. 132-M.S. 216 yılları arasında 347 yıl hüküm süren Edessa Krallığı, Urfa tarihi ve mozaik tarihi açısından büyük önem taşır.
Şanlıurfa merkezdeki Halil-ür Rahman Gölü’nün yanı başında, gecekondular altında kalan Antik Edessa Kenti’nin tamamında, erken Roma dönemine ait mağara mezarlar, bu mağaralarda kayaya oyulmuş Süryanice ve Grekçe yazılar, rölyef ve mozaikler bulunmaktadır. Bu döneme ait kültür kalıntılarından en önemlisi çok renkli ve yerel bir üslupla yapılan mozaiklerdir. Bu antik kentin sınırları içerisindeki Halepli Bahçe’de 2007 yılında yapılan kazılarda, günümüzden 3000 yıl önce Egeden, Karadeniz’e ve Anadolu’nun içlerine uzanan kültür havzasında, erkek egemenliğine karşı savaşan kadınların av sahnesi mozaiği bulundu. Savaşçı Amazon kadınları bu havza içerisindeki devletlerin ve milletlerin mitoloji, tarih ve edebiyatında efsanevi olarak anlatılır. M.S.3. y.y’da yapıldığı tahmin edilen Halepli Bahçe mozaiklerinde ‘Savaşçı Amazon Kraliçelerinin Mozaiğe Resmedilmiş Dünyadaki İlk Örnekleri’ne rastlanılmıştır. Uzmanlar, Halepli Bahçe Mozaiklerini mozaik tekniği, sanatı ve 4 mm2 ebadında Fırat Nehri’nin orijinal taşlarından yapılması ve benzeri özelliklerinden dolayı, dünyanın en kıymetli mozaiği olarak tanımlamaktadırlar.
Halepli Bahçe’de Şanlıurfa Valiliği imkânlarıyla Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Başkanlığında ve arkeologlar nezaretinde, ilk etapta 100 m2’lik mozaik gün ışığına çıkarılmıştır. Alanın tamamında tarama yapılıp varsa diğer mozaikler de ortaya çıkarılacaktır. Av sahnesi mozaiğinin kenar bordürlerinde, geometrik motifler, bitki desenleri, güvercin, kanatsız Eros, sincap, ördek, kaplan, keklik, ceylan ve tazı figürlerine yer verilmiştir. Mozaiği çevreleyen bordürün köşelerinde ise ‘Edessa Güzeli’ diye kamuoyuna yansıyan, genç kız maskına yer verilmiştir. Ayrıca mozaiğin genelinde doğadaki tüm renklerin kullanılması, aynı rengin farklı tonları kullanılarak verilen gölgelendirmeler, kısacası renklerin zenginliği, taşların küçüklüğü, üst seviyedeki sanatın mozaiklere resmedilmesi görenleri büyülemektedir. Bu eşsiz mozaiklerin etkisinden kurtulamadan Balıklıgöl havzasına doğru ilerlemiş olacaksınız. 

Rıdvaniye Camii
Rıdvaniye Cami’yi görmek demek Balıklıgöl’ü görmektir. Kuzey kenarını göl boyunca uzatan camiinin kitabesinden okuduğumuza göre Os¬manlıların Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından 1736 yılında yapıldığı yazılıdır.
Rıdvaniye Camii, Bizans dönemine ait St. Thomas Kilisesi’nin yerine inşa edilmiştir. Enine dikdörgen planlı yapı mihrab duvarı boyunca sıralanan üç kubbe ile örtülüdür. Üç gözlü son cemaat yeri, önde iki sütuna, yanlarda duvarlara oturan üç kubbe ile örtülüdür. Yanlardaki kubbeler yarım kubbelerle örtülmüştür. Osmanlı’dan kalan bu camii ve medrese odaları tüm ihtişamıyla Balıklıgöl’e gerdanlık gibi zengin bir görünüm katmaktadır.

Rıdvaniye Medresesi 
Halil-ür Rahman Gölü'nün kuzey kenarı boyunca yeralan   Cami avlusunun üç tarafı, medrese odaları ile çevrili. Taziye geleneğinin yoğun bir şekilde yaşandığı bölgede bu medrese odaları günümüzde taziye evleri olarak kullanılıyor. 
Rıdvaniye Camii avlusunu çevreleyen önleri revaklı odalardan meydana gelmiştir. Avlunun kuzeyindeki dershane-mescit’in güneye bakan cephesi üzerindeki kitabede medresenin Ahmet Paşa tarafından H.1149/M.1736 tarihinde yaptırıldığı yazılıdır. Rıdvaniye Camii’nin harim kapısı üzerindeki kitabede de caminin H.1149/M.1736 tarihinde yaptırıldığı yazılıdır. Yani cami ve medrese aynı tarihte yaptırılmıştır.
Medresede inşa malzemesi düzgün kesme taş kullanılmıştır. Avlunun kuzey kenarı ortasındaki kubbeli dershane mescit hariç, medresedeki tüm odalar beşik tonozlarla örtülüdür. Avlunun güney kenarında (cami hizasında) caminin sağında beşik tonozlu üç oda, solunda büyük bir oda yer alır. Avlunun doğu kenarında 7 oda bulunur. Kuzey kenarında ortada kubbeli dershane mescit, mescidin doğusuna bitişik beşik tonozlu bir eyvan, eyvanın doğusunda 7 oda, dershane mescidin batısında 8 oda yer alır. Avlunun batısında 9 oda bulunmaktadır. Tüm odalar ocak nişlidir. Medresenin mutfağı avlunun kuzey batı köşesinde, tuvaletleri kuzey doğu köşesinde yer almaktadır. Medrese toplam 34 adet beşik tonozlu oda, l adet kubbeli dershane mescit, bir eyvan, bir mutfak ve tuvaletler bulunmaktadır. 
Cami ile dershane mescit arasındaki seki, yazlık namazgâh olarak yapılmıştır. Sekinin güneyine bitişik kare bir havuz bulunmaktadır. Medrese avlusu çiçeklik ve bahçe olarak dekore edilmiştir.
Rıdvaniye Camii ve Medresesi 1992-93 yıllarında Şanlıurfa Valiliği Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından restore edilmiştir.

Halil-Ür Rahman Camii Ve Medresesi
Burası, dünyanın dört bir yanından gelen insanların hem maneviyatlarını doyurmak hem de balıklarına yem atmanın zevkini yaşamak için geldikleri Balıklıgöl’ün tam ortası… Önce kafanızı çevirip gözünüzün alabildiğince çevrenize bakıp gördüklerinizi aklınıza yerleştirip sonra gözünüzü kapattığınızda hayalinizde yanan bir ateşin suya dönüştüğünü, odun parçalarının balık olduğunu, çevredeki insanların mistik havasını hayal etmek hiç de zor olmayacaktır. Bu büyülü mekânda insanların balıklara yem atmak için yarıştıklarına ve aralarındaki meşhur balıklıgöl efsanesini birbirlerine heyecanla anlattıklarına şahit olabilirsiniz. Kimi akbalığı görüp görmediğini, kimi hala sırtında yanık izi bulunan balıklar olduğunu duyduğunu, kimi ise üç semavi dinin atasının putperestlerle nasıl mücadele verdiğini heyecanla konuşmakta…
Tarihi böylesine yüklü bir yerde gezdiğiniz sürece şehirden çıkana kadar gecesinde, gündüzünde, camisinde, çarşısında görecekleriniz sizi yaşadığınız yüzyıldan çok öncesine götürecektir.   
Gezdiğiniz, gördüğünüz yerlerin üzerlerindeki kitabelere baktığınızda ise içinde bulunduğunuz ruh halinin sebebini belki de daha iyi anlayacaksınız. Çünkü  yapıların hepsinin tarihi geçmişleri oldukça eskilere dayanmakta. Halil-ür Rahman Gö¬lü'nün güneybatı köşesinde yer alan cami, medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü yerdeki makamdan oluşan bir külliye halindedir. Kitabesinde Meyyafarikin Eyyubilerinden Melik Eşref Muzafferüddin Musa’nın emriyle h.608 / m.1211 yılında yaptırıl¬mış olduğu yazılıdır.
Cami m. 504 tarihinde (Bizans dönemi) Urbısyus’un maddi yardımlarıyla monofizitler adına yaptırılan Meryem Ana Kilisesi üzerine inşa edilmiştir. Minare süslemeleri ve şerefedeki sütunların akantüs yapraklı başlıkları Bizans devri süsleme özelliklerini yansıtmakta ve minarenin 504 tarihli Meryem Ana Kilisesi’nin çan kulesi olabileceği ihtimalini akla getirmektedir.
Caminin doğudaki harim kapısı üzerindeki kitabede “Peygamberlerin atası Halil-ür Rahman’ nın makamı olan bu cami h 1225 / m 1810 tarihinde yapılmıştır” yazılıdır. Caminin batısına bitişik makam kısmının kapısı üzerindeki h. 1228 / m 1871 tarihli kitabede Hz. İbrahim’in ateşe atılması ile ilgili ayet-i kerime yazılıdır. Eyyubiler döneminde inşa edilen Cami, 1810 tarihinde temelden başlanılarak önemli değişiklikler geçirmiş olmalıdır.
Halk arasında “Döşeme Camii” veya “Makam Camii” olarak anılan bu Camii’den Evliya Çelebi de “İbrahim Halil Tekkesi olarak bahseder: “Tekkenin içinde bir kaynak vardır ki, Nemrud Hz. İbrahim’i atmak için yaktırdığı ateşin olduğu yerden çıkmıştır. IV. Sultan Murad, Bağdat Seferi’ne giderken bu tekkeyi ziyaret edip iki balık yakalatarak kulaklarına birer altın küpe takmıştır. Bir adam yedi gece, yedi gün bu tekkeyi ziyaret ederse muradı olur’’ derler. Saf suyundan içenler Allah’ın emri ile çarpıntıdan kurtulur’ diye dile getirmiştir.
 
Halil-ür Rahman Gölü (Balıklıgöl) ve Ayn-Zeliha Gölü

Halil-ür Rahman Gölü yani Balıklıgöl’ün efsanesi, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkı, puta tapan bir topluluktan oluşur. Nemrut bir gün rüyasında bir erkek çocuğunun tahtını elinden aldığını görür. Rüyasını kahinlere anlattığında kahinler, o yıl doğacak bir erkek çocuğun tahtını yıkacağını söyler.Bunun üzerine Nemrut o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini emreder.Hz. İbrahim peygambere hamile olan annesi Sare şehirden ayrılır ve İbrahim’i bir mağara’da doğurur.Hemen ardından İbrahim’i mağarada bırakıp şehre geri döner.Bir rivayete göre İbrahim bir parmağından su, bir parmağından süt gelerek beslenir. Diğer bir inanışa göre ise dişi bir ceylan gelip onu emzirir. Hz. İbrahim bir yılda 7 yaşında bir çocuk görüntüsü alır ve şehre gelir. İnsanların putlara taptığını gören İbrahim bu durumu hiç kabullenmez ve kendi tanrısını aramaya başlar. Tek tanrı inancını benimseyen İbrahim, halkın törene gittiği bir günde puthaneye gider bütün putları kırar ve baltasını en büyük putun boynuna asarak oradan uzaklaşır. Törenden gelen halk putlarını o halde görünce bu işi zaten inanmayan İbrahim’in yaptığını düşünürler ve hemen yanlarına çağırırlar. O’na putları kırıp kırmadığını sorduklarında ‘Neden bana soruyorsunuz bakın balta en büyük putun boynunda o yapmış olabilir’ diye cevap verir.Ahali arasında bir gülüşme başlar ve ‘Ey İbrahim,o putlar hareket edemiyor nasıl zarar verebilirler’ derler.Bunun üzerine İbrahim onlara ‘hareket edemeyen bir put nasıl faydalı ya da zararlı olabilir’ diye cevap verir.Bu duruma çok hiddetlenen Nemrut İbrahim’in ateşte yakılmasını emreder.Günlerce toplanan odunlar bir araya toplanır ve çok büyük bir ateş yakılır.İbrahim ateşe atılmak üzere iken Cenab-ı Allah ‘Ey ateş! İbrahim’in üzerine serin ve selamet ol!’(Kuran-ı Kerim enbiya suresi)der. İbrahim Peygamber ateş üzerine düşer düşmez, ateşin yerinde berrak bir göl belirir. Yanan odunlar balığa dönüşür. Etraf gül bahçeleri ile dolar. Göle Halil-ür Rahman Gölü (Balıklı göl) denilir. Halk arasında Ayn-Zeliha gölü Nemrud’un kızının İbrahim Peygamber ateşe atıldıktan hemen sonra onunda kendisini attığı yerde oluştuğunu ya da Zeliha'nın gözyaşlarından oluştuğu rivayet edilir.
Efsane tabiî ki bu kadarla bitmiyor ama bu tarihi ve efsanelerle yaşayan şehrin her yanını adım adım gezerken daha duyacağınız çok şey olacak… 
 


Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-i Halil Camii
Hz. İbrahim Peygamber'in doğduğu mağara, Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin doğusunda yer al¬maktadır; Mevlid-i Halil camii avlusu içerisine alın¬mıştır. Efsaneye göre; Nemrut’un doğacak erkek çocukların hepsini öldürtme kararı alması üzerine Hz. İbrahim’in annesi Sare  Hz. İbrahim’i şehirden uzakta olan bu mağarada doğurur. Şüphelenilmemesi için Hz. İbrahim’i burada bırakarak şehre geri döner.Hz. İbrahim burada bir yıl kalır ve rivayete göre 7 yaşında bir erkek çocuğu haline gelir.Burada kaldığı süre içerisinde ise dişi bir ceylanın emzirdiğini başka bir efsaneye göre ise; Hz. İbrahim’in bir baş parmağından süt diğerinden ise bal gelmek suretiyle beslendiği söylenir.Halk arasında bu anlatılan efsaneler tarih kadar gerçektir.
  Mağaranın içerisinde bulunan şifalı suyun birçok hastalığı iyileştirdiğine inanılmaktadır ve zemzem suyundan sonra dünyadaki ikinci kutsal su olarak bilinir. Buraya gelen ziyaretçilerin kutsal sayılan suyu beraberlerinde götürebilmeleri için civarda bidonlar satılmakta.
Bu mağaranın yanına Osmanlı Döneminde Hz. İbra¬him'in hatırasına Mevlid-i Halil adı verilen küçük bir cami yaptırılmıştır. İbrahim peygamberin makamını ziyaret etmeye gelen binlerce kişiye bu camii küçük gelmeye başlayınca bu cami¬nin yanına 1986 yılında ek bir Camii yapılmıştır.

Urfa Kalesi
Bugün kentin ortasında kalan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin güneyindeki tepe üzerinde tüm ihtişamıyla ayakta duran bu kaleye aşağıdan baktığınızda ayrı bir zevk, yukarı çıkıp üzerinden şehre baktığınızda ayrı bir zevk yaşarsınız. Do¬ğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.172 basamaklı merdiveni tırmanıp kaleye vardığınızda gördüğünüz manzara karşısında bütün yorgunluğunuzu unuttuğunuzu da görmüş olacaksınız…  İbrahim peygamberin Nemrut tarafından bu tepeden ateşe atıldığına inanılır.
Şehir surlarının 812-814 yıllarında Abbasiler döneminde Seleukoslar dönemine ait kalıntılar üzerine yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de onarıldığı tahmin edil¬mektedir. Güneydeki kayadan oyma hendeğin M.S. III. yüzyıla ait kaya mezarlarının üzeri¬ne yapıldığı kesil¬miş kaya mezarla¬rından anlaşılmaktadır. Kale üzerindeki mancınık denilen Korinth başlıklı iki sütunun arası 14 m. Olup yükseklikleri 17.25 ve çevresi 4.60 m.dir. İki sütundan doğu¬da olanının kente bakan kuzey cephe¬sindeki Estrangela türündeki Süryanice kitabede; "Ben Eftuha'yım, güneşin oğluyum, bu sütunlar ile üzerindeki heykeli Kral Mano’nun kızı kraliçe Şalmet için yaptırdım.” yazılıdır. Saltanat tarihleri dikkate alındığında bu sütunların 814 yılında yapılan surlar ve kalenin inşasından önce, buraya birer anıt sütun olarak dikildikleri ortaya çıkar. Kral Mano M.S. 240-242 yıllarında hüküm sürmüştür.
Bir görüşe göre de mancınıkları sembolize etmek için yapılmış iki sütundur.
Kale üzerinde Bizans ve İslami devirlere ait çok sa¬yıda yapı kalıntısı bulunmakta… Selçuklular, Eyyü¬biler, Memlükler, Akkoyunlular ve Osmanlılar dönemlerinde çeşitli onarımlar geçiren kalenin kuzey, gü¬ney ve doğu cephelerindeki duvarlarda çeşitli onarım kitabeleri bulunuyor.

Şurkav Çarşısı

Halk arasında ‘Beyaz Çarşılar’ da denilen Şurkav Çarşısı 1980’li yılların sonunda Balıklıgöl kompleksi içinde urfa taşından inşa  edilerek turizme kazandırılmıştır. Yerli ve yabancı turistlerin alışveriş molası verebileceği, özgün bir yerdir. 
Şurkav Kültür Evi  
 
Urfa evlerinin gelişiminde ikliminin, kalker taşının, İslami inanışların, Urfa aile hayatının, yaşamının tama¬mını evinde geçiren kadına onun sıkılmayacağı geniş ve ferah bir ortam yaratma düşüncesinin ve sosyal ge¬leneklerin büyük ölçüde etkisi vardır. 
Urfa'nın sıcak iklime sahip olması evlerin avlulu, kışlıklı ve yazlıklı, eyvanlı, odaların kalın duvarlı ve tonoz örtülü toprak damlı yapılmasında etken olmuş¬tur. Çevredeki dağlardan kesilen taşların işlemeye el¬verişli olması, mimaride hakim malzeme olarak taşın kullanılmasına neden olmuştur..
Müslümanlığın topluma getir¬diği aile mahremiyetinin gereği olarak Urfa evleri haremlik ve selamlık olmak üzere iki bö¬lümlü inşa edilmişlerdir. Selamlık bölümünde küçük bir avlu, bir veya iki oda, eyvan, konukların hayvanlarının barınacağı büyük bir ahır "Develik" ve tuvalet bulunur.
Haremlik bölümü ise oldukça zengin planlanmıştır. Genellikle haremlik avlusunun kuzey tarafında, cephe¬si güneye bakan ve kış aylarında güneş alan kışlık ey¬van ve iki yanında "Kışlık" denilen birer oda, avlunun güney tarafında ise bunun simetrisi durumunda cephe¬si kuzeye bakan ve yaz aylarında güneş almayan yaz¬lık eyvan ve iki yanında "Yazlık" odalar bulunur.
Avluyu çevreleyen mekânlar arasında "Zerzembe" (Kiler), "tandırIık" (mutfak) ve hamam gibi bölümler bulunur. Hamamları kurnalı, kubbeli, şadırvanı olan sı¬caklık ve soğukluk bölümlü, külhanlı olanları da vardır.
.
Eyvanlara verilen önem, Urfa evlerinde odalar dâhil hiçbir köşeye verilmemiştir. Bazı eyvanlara şadırvanlar yapılmıştır. Eyvanların cep¬he duvarlarında havalandır¬ma bacası açılmış, bu baca¬lar dam üzerinde rüzgârlıkla da nihayetleşmiştir. Bu taşlara çarpan kuzey ve batı rüzgârlarının bacadan eyva¬na inerek serinlik vermesi sağlanmıştır.
Yılın büyük bir bölümünün sıcak geçtiği Urfa' da, ev halkı tarafından kullanılan gün boyunca serin bir mekan olan eyvanlar, aynı zamanda ev planının asıl belirleyici öğesi duru¬mundadır. Eyvanın sayısı ve yeri dikkate alınarak Ur¬fa evleri; eyvansız, tek eyvanlı, iki eyvanlı, üç eyvan¬lı, dört eyvanlı plan tiplerine ayrılmaktadır.
 Geleneksel Urfa evlerinde "hayat" denilen avlunun nemli bir yeri vardır. Düzgün kesme taş döşeli hayat'ın ortasında mermer bir havuz, kuyu, "curun" ¬ yalak, içerisinde incir, dut, nar, portakal, kebbat (bir çeşit turunçgil), annep, zakkum, asma gi¬bi ağaçlardan biri veya birkaçının yer aldığı çiçek¬lik bulunur. Çi¬çeklik aynı zamanda çöpe atılması günah olan sofradaki ekmek kı¬rıntılarının silkelendiği yerdir. Avluyu çevreleyen du¬varların dama yakın kısımlarında dikdörtgen nişler şek¬linde yapılan kuş evlerinde yaşayan kuşlar çiçeklikteki bu ekmek kırıntılarıyla beslenirler.

Şurkav Kültür Evi, geleneksel Urfa ev mimarisi özelliklerini taşıyan, üç adet Urfa Evi'nin birleştirilmesi ve restore edil¬mesi ile bir kültür ve sanat merkezi haline getirilmiş ve ziyaretçilere açılmıştır. Bu evleri gezip gördükçe bu evlerde yaşayan insanların ne kadar şanslı olduğunu düşünmeden edemeyeceksiniz.

Hasan Padişah Camii
Hasan Padişah Camii Balıklıgöl havzasına girerken sanki selamlar sizi.O an kutsal bir mekana giriş yapmak üzere olduğunuzu hissedersiniz.Akkoyunlu devleti hükümdarı Sultan Uzun Hasan ta¬rafından yaptırılmış ve Uzun Hasan bir müddet Ur¬fa'da kalmıştır. Hatta Urfa'da iken doğan oğluna HA¬LİL adını vermiştir. Hasan Padişah camiini de 1470'ler¬de Urfa'da iken Toktemur Camiine bitişik olarak yap¬tırmıştır.
Çok kubbeli camiler grubuna giren Hasan Padişah Camii, kıble duvarı boyunca sıralanmış tromplu üç büyük kubbe ile örtülü dikdörtgen bir plana sahiptir. Son cemaat yeri önde payeler üzerinde oturan çapraz to¬nozlarla örtülü sekiz gözlüdür. Doğu baştaki göz Toktemur Mescidi önüne rastlamaktadır. Avlunun kuze¬yinde yer alan minare 1859 tarihinde Halil Bey tara¬fından tamir ettirilmiştir.  1960'larda avlu kemerli iha¬ta duvarı ile çevrilmiştir.Camii,gezi güzergahımıza göre çarşılara geçmeden önceki son kutsal mekanımız.

Çarşılar ve Hanlar
Şanlıurfa’nın en önemli özelliklerinden biri de han, hamam ve çarşılarının günümüzde de tarihi dokusu bozulmadan kullanılıyor olmasıdır. Hanlar, hamamlar ve çarşılar Gümrükhanı dediğimiz han etrafında toplanma özelliği göstermiştir.Urfa’daki çarşı ve hanların bu kadar yoğun bir şekilde bir arada bulunmasının en önemli sebebi ise buranın ticaret yolları üzerinde bulunmasından kaynaklanır. Aşağıdaki  çarşı, han ve hamamların dışında Millet Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mençek Hanı, Barutçu Hanı, Topçu Hanı, Kınacı Pazarı, Pamukçu Pazarı, Boyahane Çarşısı, Sultan Hamamı, Şaban Hamamı gibi tarihi mekanlar da vardır. 
Gümrükhanı ve çevresindeki çarşıların içine girdiğinizde kendinizi 17. yy’da ahilik geleneğine göre ticaret yapan esnafın içinde bulacak , renk renk yemenilerin,kilimlerin, bakır süs eşyalarının,altınların, keçelerin,isot çeşitlerinin hatta kuşların içinden saatlerce çıkamayacaksınız.

Hüseyniye Çarşıları

Çadırcı Pazarı ile Kazancı Pazarı arasında, kuzey güney yönünde birbirine paralel olarak uzanan ve her biri 15’er çarpraz tonozla örtülü 2 kapalı çarşıdır. Düzgün kesme taşlardan inşa edilmiştir. Çarşı, 1887 yılında Hartavizade Hafız Muhammet Selim Efendi’nin oğlu Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. İnşa edildiği yıllarda halı, kilim, keçe vb yaygıların satıldığı yer olarak kullanılmıştır. Günümüzde çarşılardan biri bakırcı esnafına diğeri ise beyaz eşyacı esnafına tahsis edilmiştir.Bakırcıların yer aldığı tarafa doğru ilerlediğinizde önce çok yükses çekiç sesleriyle karşılaşırsınız,çarşının içerisinde ilerledikçe o sesler kulağınızda bir ahenk alır ve işte o zaman oradaki bakırı işleyen esnafın bu sesten nasıl vazgeçemediğini fark edersiniz.

Bedesten (Kazaz Pazarı)
Gümrük Hanın güneyine bitişik olarak 1562 yılında inşa edilmiştir. Çarşının dört kapısı vardır. Doğu’da Hanönü çarşısına açılan ana kapısı, Sipahi Pazarına açılan Batı kapısı, Pamukçu Pazarına açılan güney kapısı ve Gümrükhanına açılan kuzey kapısıdır. Bu çarşıda mahalli ka¬dın ve erkek giysileri, yaşmak puşu gibi baş örtüleri satılmaktadır.Bu çarşı da en az diğerleri kadar içinden çıkmak istemeyeceğiniz bir yer…Bu kadar canlı renkleri bir arada görünce spor kıyafetlerinizle girdiğiniz çarşıdan renk cümbüşü halinde çıkmanız çevredekiler tarafından çok sık rastlanan bir durumdur.¬

Sipahi Pazarı                                             
Gümrükhanı’nın  batısına bitişik kapalı bir çarşıdır.Gümrükhanı ile aynı tarihte hana gelenlerin hayvanlarının barınması için yaptırılmış olduğu tahmin edilmektedir.1997 yılında Şanlıurfa Valiliğince restore edilmiştir. Bu çarşıda halı, kiIim, keçe gibi yaygılar ile Kürk ve Heybe gibi el sa¬natları ürünleri satılmakta.

Gümrükhanı
Haşimiye Meydanı yakınındadır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1563 yılında Urfa Sancakbeyi Halhallı Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır.Zamanının ticaret merkezi olarak bilinen Gümrükhanı adından da anlaşılacağı gibi ticaret mallarının getirilip gümrük işlemlerinin yapıldığı ve satışa sunulduğu Şanlıurfa’daki hanların en güzel ve anıtsal örneklerindendir. Dış cepheleri kaplayan iki renkli taşlardan dolayı ‘Alaca Han’ olarak da bilinir. Avlusundan Halil-ür Rahman Gölü’nün suyu geçmektedir. Günümüzde İki katlı bu hanın üst katındaki odalarda terziler çalışmakta, avlusunda çayhaneler bulunmaktadır.Gezinizin bu kısmına kadar hiç mola vermeden geldiğiniz   handa, gördüğünüz güzellikleri çayınızı yada mırranızı yudumlarken konuşmak adettendir. 2001 yılında Hanın avlusu restore edilerek çevre düzenlemesi yapılmış, gelen misafirlere rahat bir dinlenme mekânı oluşturulmuştur. 


*Balıklıgöl ve çevre gezisinin akabinde kentin içerisinde 10 dk’lık bir yolculukla ulaşabileceğiniz Eyyübiye Semtindeki Hz. Eyüp Peygamberin çile çektiği mağara ve şifalı su kuyusunun bulunduğu bölgeye geçiyoruz.

 Hz. Eyüp Peygamber Makamı ve Şifalı Su Kuyusu

Hz. Eyyüp(a.s)’ün milattan önce 1263’te Şam ile Ramle arasında  dünyaya geldiği rivayet edilir. Hz. İshak’ın neslindendir. Hanımı Hz. Rahime ise Hz. Yusuf'un torunudur. Gençliğinde güzel huyu ve dürüstlüğü tartışılmazdı. Kutsal Kitaplarda övülen Allah’ın bizzat Vahyi ile şereflendirilen bu aziz peygamber de, diğer peygamberler gibi peygamberliğin merhamet, şefkat, mizaç misafirperverlik, cömertlik ve şü

Etiketler » Türk Hava Yolları Şanlıurfa - İzmir uçak bileti al   » Türk Hava Yolları Şanlıurfa - İzmir Uçak seferleri   » Türk Hava Yolları Şanlıurfa - İzmir Uçak Bilet fiyatları  
Google ARA: THY Şanlıurfa İzmir Uçak Seferleri

Havayolu Firma Kategorisi

Son Eklenen Yurt İçi - Yurt Dışı Uçak Seferleri

  • Ankara Antalya Uçak seferleri Tüm firmalar
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Uçak Bileti
  • Ankara Antalya Uçak seferleri Tüm firmalar
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara Adana Uçak Seferleri Otobüs Bile
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Adana,Şakirpaşa(ADA)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Ankara Adana Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Adana,Şakirpaşa(ADA)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • Türk Hava Yolları Ankara İzmir Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İzmir,Adnan Menderes(ADB)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara İzmir Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İzmir,Adnan Menderes(ADB)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara İstanbul Sabiha Gökçen Uçak Sefe
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İstanbul,Sabiha Gökçen(SAW)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Ankara İstanbul Sabiha Gökçen Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İstanbul,Sabiha Gökçen(SAW)
    : Uçak Bileti
  • Türk Hava Yolları Ankara İstanbul Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İstanbul,Atatürk(IST)
    : Atatürk Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Ankara Antalya Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara Antalya Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Elazığ İzmir Uçak Seferleri
    : Elazığ,Elazığ(EZS)
    : İzmir,Adnan Menderes(ADB)
    : Elazığ Havalimanı Uçak Bileti
  • ucuz uçak biletleri
    OnlineALL.Net Facebook OnlineALL.Net Twitter ping