Sitemiz ...... Alt Yapısını Kullanmaktadır..

UcakBiletiALL.net Ucuz Uçak Bileti İle Keyifli Uçuşlar Sizi Bekliyor

AnadoluJet Kıbrıs Lefkoşa Ankara Uçak Seferleri - En Ucuz Uçak Bileti - UcakBiletiALL.Net

AnadoluJet Kıbrıs Lefkoşa Ankara Uçak Seferleri

Uçak Firması : Anadolujet
Havaalanı : Ercan Havalimanı

Kalkış Havaalanı : Lefkoşa,Ercan(ECN)
Varış Havaalanı : Ankara,Esenboğa(ESB)

Uçak Bileti : Ercan Havalimanı Uçak Biletleri

Etiketler :
Kıbrısa tatile gitmeyi düşünüyorsanız, yada şuan kıbrısta tatildeyseniz, fark etmez bir şekilde kıbrısta bulunuyorsanız aşağıdaki yerleri mutlaka gezmelisiniz.  Bu yerler hakkında detaylı bilgiler daha sonra verilecektir.
 
 
Girne’de
 
Barış ve Özgürlük Anıtı
Bellapais Manastırı
Beşparmak Dağlarındaki Tank
Boğaz Şehitliği
Girne Kalesi
Karaoğlanoğlu Şehitliği
St. Hilarion Kalesi
Batık Gemi Müzesi
Güzelyurtta
 
Güzelyurt Arkeoloji Müzesi
Mavi Köşk
St. Mamas Kilisesi
Lefkede
 
Cengiz Topel Anıtı
Soli Harabeleri ve Tiyatrosu
Vuni Kalesi
Yedidalga Köyü
Yeşilırmak Köyü ve Plajı
 

Gidiş Seferleri - Lefkoşa,Ercan(ECN) » Ankara,Esenboğa(ESB) Sorgulama Örnektir.seyahat tarihinize göre sorgulama

yapmalısınız daha uygun fiyatlar bulmanız mümkün Anlık Fiyatlar için BURADAN sorgulama yapabilirsiniz

Havayolu SeferNo H.Saati  V.Saati Kalkış Varış Fiyat  
Anadolu Jet
TK7387
06:30
07:45
Lefkoşa (ECN)
Ankara (ESB)
 
65 TL
 
 
Anadolu Jet
Anadolu Jet
TK973
TK7248
09:50
16:30
11:20
17:30
Lefkoşa (ECN)
İstanbul (SAW)
İstanbul (SAW)
Ankara (ESB)
 
111 TL
 
 
Anadolu Jet
Anadolu Jet
TK9225
TK7105
14:05
21:20
14:55
22:25
Lefkoşa (ECN)
Adana (ADA)
Adana (ADA)
Ankara (ESB)
 
111 TL
 
 
Anadolu Jet
TK7385
21:05
22:20
Lefkoşa (ECN)
Ankara (ESB)
 
95 TL
 
 

ANADOLUJET Lefkoşa Ankara  VE Ankara Lefkoşa Uçak Bileti Almak İçin Tıklayın

KIBRIS ADASI’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ

Kıbrıs Adası, Akdeniz’in kuzeydoğusunda yer alır ve Akdeniz’in Sicilya ve Sardinya adalarından sonra üçüncü büyük adasıdır. Ada, kuş uçuşu Suriye kıyılarına 96 km., Mısır’ın Nil deltasına 400 km., Yunanistan’a 770 km. uzaklıktadır. Oysa Türkiye sahillerine sadece 64 km. mesafededir.

Kıbrıs adasının doğu-batı doğrultusundaki uzunluğu 224 km., kuzey-güney doğrultusundaki genişliği ise 96 km.ye ulaşır. Adanın tamamının yüzölçümü 9.251 km².dir.

Coğrafi konum itibariyle, Akdeniz’in ortasında bir uğrak yeri olması ve bugünkü ismiyle yakın ilişkisi olduğu bilinen bakır madenleri bakımından zengin olması sebebiyle, Kıbrıs’ın; gemiciliğin ilk dönemlerinde, yani bronz çağında, Anadolu’daki insanlar tarafından iskân edilmiş olduğu bilinir.

Kıbrıs adası, bir takım girinti-çıkıntıları ihtiva eden 782 km.lik bir deniz kıyısına sahiptir. Ada, harita üzerinde bakıldığında, şahadet parmağı Türkiye’deki İskenderun körfezini gösteren kendine özgü bir ele benzetilebilir.

Adanın kuzeyinde doğu-batı doğrultusunda, Beşparmak dağları uzanır. Güneyde ise, Karlıdağ (Troodos) kütlesi yer alır. Kütlenin en yüksek noktası (Olimpos dağı) 1951 m. yüksekliktedir. Bu iki dağ kütlesi arasında batıda Güzelyurt, doğuda İçova yer alır. Yarısı sulanan bu ovalar, önemli tarım alanlarıdır. Ada, yapı ve yeryüzü şekilleri itibariyle, Anadolu’daki Toros sistemi içinde mütalaa edilmektedir.

Kıbrıs adasında Akdeniz iklimi görülür. Kışlar ılık ve yağışlı geçerken, yazları sıcak ve kuraktır. Lefkoşa’da en soğuk ay (Ocak) ortalaması 10°C, en sıcak ay (Temmuz) ortalaması ise 29°C kadardır. Yıllık ortalama yağış miktarı ise 350 mm. dolayındadır. Ancak dağlarda 1000 mm.ye kadar çıkar.

Kıbrıs adasındaki insanlığın yerleşim tarihi, Anadolu yarımadasıyla paralellik gösterir. Daha Neolitik çağa ait kazı buluntularında, Kıbrıs seramikleri ile Anadolu seramikleri arasında çok yakın benzerlikler tespit edilmiştir. M.Ö. 2300 yıllarını kapsayan dönemlerde, Anadolu'dan Kıbrıs adasına bir kavimin göçerek yerleştikleri bilinmektedir. Kıbrıs adası, M.Ö. 1500 yıllarından M.S. 1500'lü yıllara kadar, 3000 yıllık süreç içersinde, sırasıyla Mısır, Hitit, Aka, Dor, Asur, Pers, Roma, Bizans, Mısır Memlüklüleri ve Venedikliler'in egemenliği içersine girmiştir. Müslüman Arapların adaya akınları, 7. yüzyılda başlamış ve 10. yüzyıla kadar devam etmiştir. Zaman zaman da kısa süreli olarak, ada; Müslümanların hakimiyeti altında kalmıştır. Söz konusu Müslüman akınları sırasında, İslâm Peygamberi Hz Muhammed (s.a)’in Halası Ümmü Haram, adada Kitium yakınlarında, atından düşerek şehit olmuştur. Ve bugün “Hala Sultan Tekkesi” adıyle bilinen yerde bulunan kabri, Müslümanların ziyaret yeridir.

Yavuz Sultan Selim, 1517'de Mısır'ı fethetmesiyle birlikte, Mısır Memlüklüleri’ne vergi ödemekte olan Kıbrıs , hukuken Osmanlı İmparatorluğu'na geçti. Ancak adanın fethi, 1571 yılında gerçekleşmiştir. Osmanlı ordularının adayı fethettiği sırada, adada yoğun bir kilise baskısı vardı ve halkın sosyal ve ekonomik durumu çok kötüydü. Katolik Kilisesi'nin Ortodoks Kilisesi üzerindeki yoğun baskısı hakkında, o dönemin Kıbrıs Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Kipriyanu, Staria Dıs Kipru adlı kitabında şu notları kaydeder; “Kıbrıs, Türkler tarafından fethedilmesinden, ada Rumları çok memnun kalmışlardır. Zira kaldırılan milli ve dini imtiyazlarına ancak Türkler sayesinde tekrar kavuşmuşlardır.”

Kıbrıs'ta ilk nüfus ile ilgili bilgileri 1572 yılında rastlıyoruz. O yılda yapılan Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, adada 150.000 yerli, 30.000 Türk askeri yaşamaktaydı. 1771'de ise, 47.000'i Müslüman Türk olmak üzere, toplam 84.000 kişi bulunmaktaydı. 1881'de, adanın nüfusu 186.173 olarak tespit edilmiş ve bu nüfusun % 29'a yakını (51.632 kişi) Türk nüfus teşkil ediyordu. Ancak adanın İngiltere verilmesinden sonra Türk nüfusu azalmaya yüz tutmuştur. Oysa,Türklerin oranı, 1771'de % 50'den fazla iken, 1891'de % 25'e, 1911'de % 19'a, 1922'de ise %16'ya düşürülmüştür. 1971'e gelindiğinde doğal nüfus artışları sebebiyle, Türk nüfusunun oranı nispeten artmıştır ( % 18). Türk nüfusunun sayısal azlığına rağmen, tarımdaki üstünlüğü büyüktü. Mevcut tarımsal arazinin %40 Türk köylülerinin elinde bulunuyordu.

KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

Kıbrıs adası 307 yıl Osmanlı yönetiminde kalmış ve 1878'de İngiltere ile yapılan özel bir anlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı kalmak şartıyla idaresi İngiltere’ye bırakılmıştır. 1914 yılına kadar, türlü sıkıntılar ortaya çıkarılmış ve binlerce Türk, adadan göç etmiştir. 1945'de İngiltere ve Yunanistan’ın adaya bağımsızlık vermek istemeleri üzerine, Kıbrıs sorunu ortaya çıkmıştır. Bu konuda Rumlar, adanın Yunanistan’a bağlanması tezini işlemeye başlamışlardır. Rumlar ile Türkler arasındaki anlaşmazlık, zaman zaman Rumların tedhiş ve katliamlarla sonuçlanan olaylara sebebiyet vermiştir. Nihayet 1974 Temmuz ayında, Türkiye, adada barış ve sükuneti sağlamak amacıyla “Kıbrıs Barış Harekâtı”nı düzenlemiştir. Sonuçta 1983'de “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” fiilen kurulmuştur. Adanın güney kesiminde ise, Güney Kıbrıs Rum Kesimi vardır.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bir ada ülkesidir ve adanın kuzey yarısını oluşturmaktadır. Adada mevcut akarsuların kaynak bölümünün Rum kesiminde yer alması ve Rum kesiminin suların önüne set yaparak suyunu kesmesi, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sıkıntılara sebep olmuştur.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 3600 km²., nüfusu, 1989’da 170.000, 1992’de 176.000 kişi kadardır.1989 verilerine göre, nüfusun % 44’ü şehirlerde yaşamaktadır. 1996 yılında yapılan sayımlara göre 205.587 kişi olduğu belirlenmiştir. Resmi olmayan istatistiklere göre ise, 300.000 kişinin yaşadığı tespit edilmiştir. Ayrıca başta İngiltere olmak üzere, diğer yabancı ülkelerde yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısı 200.000’i aşmaktadır. Ülkenin resmi dini İslâm, resmi dili Türkçe ve para birimi Türk Lirası (TL)’dır.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, 4’ü kaza, diğerleri köy olmak üzere toplam 200 kadar yerleşme birimi vardır. Kaza merkezleri ise; Başkent Lefkoşe, Gazimagosa, Güzelyurt, Girne ve Lefke’dir. Yerleşme tarihçesi M.Ö.3000-4000 yıllarına dayanan Lefkoşe, 1192-1489 yılları arasında Kıbrıs Krallığı’nın başkenti olmuştur. Bugün, hem Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin ve hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti olan şehir, doğu-batı doğrultusunda, tam ortasından, “Yeşil Hat” diye bilinen bir yol ile ayrılmıştır. Türk kesiminde, şehir; daha ziyade kuzey ve kuzeybatı istikametinde gelişme göstermektedir. Hızlı gelişme sonucu olarak, bugünkü Lefkoşe; kuzeybatıdaki Gönyeli kasabasıyla birleşmiş durumdadır.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en önemli geçim kaynağını tarım ve turizm oluşturur. Turunçgiller buğday, arpa, patates, havuç, tütün, üzüm ve hayvan yemi daha çok yetiştirilir. Özellikle Dipkarpaz bölgesinde keçi besiciliği ve tamamında koyun besiciliği önemlidir.

Ülkenin turizm geliri yıl geçtikçe artmaktadır. Çünkü adanın turistik tesislerinin % 65'i Türk kesiminde kalmıştır. Gelen turistlerin % 80'ini Türkiye’den gelenler oluşturur.

DOĞAL DENGE BOZULUYOR

Adada iki cumhuriyet kurulmazdan önce Kıbrıs Cumhuriyeti bulunuyor ve yönetimin büyük bir kısmı Rumların elinde bulunuyordu. Türkler, çoğu yerde ya Rum köyleriyle karışık oturuyor ya da az da olsa sadece Türklerin olduğu köylerde oturuyor ve çiftçilikle uğraşıyordu. Yönetim, eğitim, turizm, sanayi ve ticaret gibi siyasi ve ekonomik yapı, tamamiyle Rumların elinde bulunduğundan, ada genelinde doğal denge bakımından bozulma görülmüyordu.

Adadaki siyasi bölünme, Rumların yanlı ve kasıtlı davranmalarına neden olmuş ve özellikle Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde doğal denge olumsuz yönde etkilenmiştir. Adanın tam ortasında doğu-batı yönünde uzanan Troodos dağları uzanmaktadır. Sınır batıda ve doğuda Troodos dağlarının İçova’ya açıldığı kesimden, orta bölümde İçova’nın ortasından geçirilmiştir. Bunun doğal sonucu olarak, İçova’yı sulayan tüm akarsuların kaynak kısımları Rum kesiminde kalmıştır. Bağımsızlıktan sonra, Rumlar, söz konusu bu akarsular üzerine bentler yapmışlar ve Türk kesimine bir damla su vermemişlerdir. Su yetersizliği nedeniyle, tüm portakal bahçeleri ile birlikte doğal bitki örtüsünde de cılızlaşma ve azalma görülmüştür. Su yetersizliği bugün had safhaya ulaşmıştır. Bir zamanlar, tamamen Portakal bahçeleri ile kaplı İçova, bugün Anadolu’nun Konya ovası gibidir. Öyle görülüyor ki, yakın gelecekte İçova, çölleşecektir.

1995 yılında, Beşparmak Dağları’nda çıkan orman yangını, ülke ormanlarını kül etmiş. Beşparmak dağlarının batı ucundan başlayan yangın, hemen hemen kuzeye bakan yamaçlarındaki ormanları yok etmiş. Girne şehri ve Beşparmak Dağlarının kuzeye bakan yamaçlarındaki köyler büyük tehlike atlatmışlar. Yangın ile birlikte sadece Kıbrıs adasına özgü çok sayıda bitki türü ve doğal hayvanlar büyük zarar görmüş. Bugün için ağaçlandırma çalışmaları var ama bölgenin ağaçlandırması, daha uzun yıllar alacağa benziyor.

ÇIKARTMA KOYUNDA TARİH YATIYOR

Girne şehrinin batısında yer alan çıkartma koyu, gerçekten görülmeye değer. Koyu görünce, çıkarma gününü hatırlamamak mümkün değil. İlk çıkarma yapıldığı anda bu koyda Türk askeri oldukça fazla zayiat vermiş. Sığınaklardaki Rum askerleri, gemilerden karaya çıkan Türk askerlerini makinalı tüfek ve toplarla taramışlar ve çok sayıda şehit verilmiş. Bunları o günleri yaşayan Kıbrıslılardan dinleyince, insanın gözleri yaşarıyor.

Bugün için çıkartmada şehit düşen askerlerimizin anısına, koyun yakınında şehitler anıtı yapılmış. Anıt adeta adanın içlerine doğru hedef belirleyen bir Türk askerini andırıyor. Koyun çevresinde, sıralar halinde uzanan Rum sığınakları hala mevcut. Bu sığınakların içine girip ve koya doğru gözetlemek, tarihi yaşamak demek.

SINIR KÖYÜ AKINCILAR

8 Şubat 1998 Pazar günü, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde genel nüfus sayımı dolayısıyla sokağa çıkma yasağı vardı. Gezimizin düzenleyicilerinden değerli öğrencimiz Hüseyin Gürşah; “Hocam, nüfus sayımının yapılacağı Pazar gününü bizim köy olan Akıncılar’da geçireceğiz. Coğrafi araştırmalarınızı bir gün boyunca daha ayrıntılı yaparsınız.”dedi. Gerçekten dediği gibi gerekli izni alıp, sayım günü sabahı bizi Akıncılar köyüne götürüp bizi misafir etti. O gün akşama kadar, Akıncılar köyünde kaldık. Akıncılar köyü, Kıbrıs adasında Türk Cumhuriyeti’nin Rum kesimine bir akıncı kuvveti gibi sokulduğu en uç noktası konumunda. Hemen hemen dört bir tarafı Rum köyleri ile sınırlı. Dar bir koridorla, Türk Cumhuriyeti’ne bağlı. Köyün güney kesiminde hemen hemen bitişik durumda olan bir Rum köyü var. Adı; Limbia.

Hüseyin Gürşah’ın babasının anlattıklarına göre; Akıncılar, barış harekatından önce yörenin en büyük ve en mamur Türk köyü imiş. Limbia ise, küçük ve köhne bir Rum köyü imiş. Harekattan sonra gelişme tersine dönmüş ve Limbia büyük ve modern bir kasaba haline gelirken, Akıncılar ise terkedilmiş köhne bir köy konumuna gelmiş. Bunun da sebebi, uygulanan yanlış politikalar. Biz Akıncılar köyünü, tüm geri kalmışlığına rağmen, gerçekten çok beğendik. Buram buram tarih ve Türk kokuyor.

SOSYAL VE KÜLTÜREL YAPIDAKİ FARKLILIK

Kıbrıs adasında Rum ve Türk kesimlerine kısa bir göz atıldığında sosyal ve kültürel yapıda dengesizlikler olduğu görülüyor. Rum kesimindeki tüm yerleşmelerde gayet modern ve muazzam büyüklükte kiliseler, manastırlar yapılmış. Hatta sınır köylerinde, bu tür dini yapıların sayısı hayli fazla. Adeta komşu oldukları Türk köylerine nispet yapıyorlar. Rumlar gelenek ve göreneklerini çok iyi bir şekilde koruyorlar.

Kıbrıs Harekatı sırasında, Türkiye’den gidenlerin kurmuş oldukları bir kaç köy hariç diğer tüm şehir ve köylerdeki konutlarda, konut içinde ayakkabı çıkarılmıyor. Konutun bütün odalarında ayakkabı ile dolaşılıyor. Bu geleneğin çok eski yıllardan beri devam ettiğini öğrendik. 50-60 yıl öncesi yapılmış Türk evlerinin iç bölmelerini gezdikten sonra, bu geleneğin nereden geldiğini anladık. Kıbrıs adası yaz mevsimlerinde çok sıcak olduğu için, eski Türk Evleri, genelde geniş bir bahçe içine yapılmış. Konut iki veya üç ayrı binadan oluşuyor. Birinci binada sadece iki yatak odası var. İkinci binada ise mutfak, kiler ve samanlık eklentileri bulunuyor. Tarım ve hayvancılığı fazla olan bazı ailelerin konutlarında ise, ahır, ambar, kümes gibi eklentilerin yer aldığı üçüncü bina var. Mutfak ve kilerin bulunduğu bina oldukça geniş. Mutfakta ocak, yemek masaları, tencere rafları ve dolaplar yer alıyor. Yemek mutfakta pişiriliyor ve mutfaktaki masalarda yeniliyor. Yatak odasının bulunduğu bina ise sadece yatma zamanında kullanılıyor. Evin sakinleri, birbirinden ayrı olarak yapılan binalar arasındaki toprak yollar üzerinde gün boyu gidip geliyorlar. Binalar arasındaki toprak yollar arasında sürekli gidip gelmeler, ayakkabıların çıkarılmamasına neden olmuş. Ancak bu gelenek, bugünün modern dairelerinde de uygulanır olmuş.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hemen hemen çoğu şehir ve köylerine yapmış olduğumuz araştırma gezisinde gördük ki, durum pek iç açıcı değil. Türk evlerinde genelde İngiliz veya Rum gelenek ve görenekleri hakim. Rumlardan kalma kiliselerin bazılarının çan kulelerine sadece bir hoparlör konularak camiye çevrilmiş. Ancak çoğunluğu kilitli. Açtırıp bakmak istediğimizde bir türlü caminin anahtarı bulunamıyor. Edindiğimiz bilgilere göre, Türkiye’den bayramdan bayrama bir din görevlisi geliyormuş. Bayram namazı için, camiler bayramdan bayrama açılıyormuş. Bu durum gerçekten son derece düşündürücü.

CEZALAR CAYDIRICI AMA...

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, cezalar Türkiye’ye göre çok ağır. Bunun sonucunda kurallar daha fazla uygulanıyor. Hemen hemen herkes, arabaya biner binmez emniyet kemerini takıyor. Yayalara karşı son derece saygılılar. Yolda bir yaya gördükleri zaman, arabalar hemen duruyor ve yayanın geçmesini sabırla bekliyorlar. 5 gün boyunca, hiç korna sesi işitmedik. Doğrusu İstanbul’dan gittiğimiz için, korna sesini de özledik!..

Kıbrıs Türkleri, Türkiye’deki soydaşlarına göre daha demokrat insanlar. Nerede olursanız olun, bunun belirtilerini mutlaka görüyorsunuz. Bir başbakan veya cumhurbaşkanı ile aracı ve koruma engeli olmadan rahatlıkla görüşebiliyorsunuz. İnsanlar birbirlerine karşı, gayet yumuşak davranıyorlar. Gezimiz süresince kavga eden bir kişiye rastlayamadık. Korna sesini özlediğimiz kadar, İstanbul’un sinirli, kaba ve kavgacı insanlarını da özledik desek yalan olmaz!..

Dipkarpaz kesimini gezerken, bölgedeki sosyal farklılıklar hemen belli oluyor. Dipkarpaz köyünde çok az sayıda Rum yaşıyor. Cami ile Kilise yanyana duruyor. Bölgeyi bize gezdiren Mehmetçik köyünden Kıbrıs Mücahidi ve komiserlikten emekli Hasan Adalıer’den ada ile ilgili çok yararlı bilgiler aldık. Komiserlikten emekli olduğu için, ada hakkında hayli bilgisi var. Harekattan sonra Türkiye’den gelip yerleşen Türklerin ilk yıllarda çok zorluk çektiklerini, ancak günümüzde ada yerli Türklere uyum sağladıklarını öğrendik. Konu kumar konusuna gelince; Hasan bey bir ara durakladı. “Burada her şeyi önledik ama bir türlü kumarı önleyemedik.”dedi. “kanunlar bu konuda yeterli değil mi?”dediğimizde, “Hayır, kanunlar ile ilgisi yok. Düşünce yapısından kaynaklanıyor. Kumar oynayanları yakaladığımızda polis arabasının içinde bile kumar oynarken yakaladık”dedi. “Peki, bu nasıl olur?”diye sorduğumuzda, “Polis arabasının içinde, önden gelen arabanın plakası tek mi, yoksa çift mi? Bilirsen şu kadar para veririm, bilmezsen şu kadar paranı alırım diyerek kumar oynayan kumarbazlar var burada.”dedi Hasan bey. Doğrusu bizler de hayretler içinde kaldık. Türkiye’deki kumarhanelerin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taşınmasını arzulayanların, bu konuda bir daha iyice düşünmesi gerekir.

EĞİTİM GREVDE

Eğitim çalışanları, ücret yetersizliğinden toplu greve gitmişler. Bu yıl (1997-1998 Eğitim ve öğretim yılı) öğrenciler, birinci dönem sonunda, grev yüzünden karne alamamışlar. Grevin ikinci dönemde de devam edeceği söyleniyor. Böyle giderse, Kıbrıslı Türk çocuklarının eğitimlerinde bir yıllık bir aksama olacak.

İlk ve orta öğretim parasız olmasına rağmen, yüksek öğretim tamamen paralı. Kıbrıs’ta yüksek öğrenim görmek isteyen Kıbrıslı Türk çocukları, her yıl dolar üzerinden büyük paralar ödemek zorunda. Bu da, yüksek öğrenim görme oranını (özellikle köylerde) düşürüyor.

6 Şubat 1998 Cuma günü, Lefkoşa’da yüksek öğrenim gören öğrencilerin yürüyüşü vardı. Gerçi öğrenci yürüyüşü, Türkiye’ye benzemiyordu ama yüksek öğrenim gören öğrencilerin problemlerinin gündeme getirilmesi bakımından anlamı büyüktü.

GELİR DÜZEYİ AZALIYOR

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulduktan sonra, dünya ülkelerinin (özellikle Batı Ülkeleri) ticari ve turizm ilişkilerinde sınırlamalar getirmesi sebebiyle Türk halkının geçim kaynakları azalmış ve yıl geçtikçe gelir seviyesi düşmüş. Bunun aksine Başta Yunanistan, İngiltere, A.B.D ve diğer Batı Ülkeleri, Kıbrıs Rum Kesimine yönelmişler ve tüm ilişkilerini bu kesimle kurmuşlar. Bunun doğal sonucu olarak, Kıbrıs Rumlarının gelir seviyeleri hızla yükselmiş. Gelir seviyeleri yükselen Rumlar, adada büyük yatırımlara yönelmişler. Bu farklılığı, sınır bölgelerinde birbirlerine sınır olan Türk ve Rum köylerinde açıkça görmek mümkün.

SU SORUNU KANGREN OLMUŞ

Kıbrıs Harekatının ardından Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulurken sınırlar rastgele çizilmiş. Sınır çizilmesinde yapılan yanlışlıklar, Kıbrıs Türkleri’ni olumsuz yönde etkilemiş. Özellikle su kaynaklarının ve bu arada santralların Rum kesiminde kalması sonucunda, Kıbrıs Türkleri susuz kalmışlar.

Lefkoşe ile Güzelyurt bölgesinde bulunan akarsuların kaynak kısımları, Rum kesiminde kalmış. Rumlar, bu kaynakların önlerini bentlerle keserek fazla suları denize boşaltmakta ve Türk kesimine bir damla su vermemektedir. Güzelyurt ırmağı üzerindeki gölette hiç su yok. Irmağın yatağı kuru çakıl vadisi olmuş. Harekattan bugüne açılan kuyular, taban su seviyesini derinleştirmiş ve toprakta tuzlanmaya yol açmıştır. Türkiye’den beklenen Manavgat suyu veya balonla su taşıma projeleri de gerçekleşemeyince, o güzelim portakal bahçeleri susuzluktan kurumaya başlamış. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde harekattan bugüne ortalama her yıl 5 bin dönüm portakal bahçesi kurumaktadır. Mevcut olan bahçeler ise, susuzluktan dolayı kalitesi düşmüş ve önümüzdeki yıllarda portakal bahçelerinin tümü ortadan kaldırılmayı beklemektedir.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sadece sulama suyu sıkıntısı çekilmiyor. Aynı zamanda içme suyu da yok. Lefkoşe’de susuzluğunuzu Türkiye’den ped şişelerde gelen sularla gideriyorsunuz. Susuzluk yaz döneminde daha da fazlalaşıyormuş. Yetkililer, doğru dürüst yüzümüzü yıkayacak su bulmakta güçlük çekiyoruz diyorlar.

Çözüm Türkiye’den beklenmektedir. Gerçekten Türkiye vakit geçirmeden Manavgat suyunu borularla adaya getirmelidir. Başka çıkar yol yok gibi.

RUMLAR, SIK SIK ELEKTRİĞİ KESİYOR

Elektrik santralları Rum kesiminde kaldığından Türk kesiminde bulunan şehir ve köylerin elektriği Rum kesiminden gelmekte. Ancak Rumlar, özellikle Türkiye’nin milli maçlarında veya önemli televizyon programları olduğu zamanlar ya da soğuk kış gecelerinde, sık sık elektriği kesiyorlar. Biz, ziyaretimiz sırasında bunu bizzat yaşadık ve dört-beş battaniye ile ısınmaya çalıştık.

Bu sorun acilen çözümlenmelidir. Ya Türkiye’den deniz altından kablolarla elektrik getirilmeli ya da petrolle çalışan termik santrallar kurulmalıdır. Ayrıca elektrik kullanımı kontrol altına alınmalıdır. Çünkü Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yer alan tüm konutlar elektrik ocakları veya elektrikle çalışan radyatörlerle ısıtılıyor. Bu durum da, aşırı elektrik sarfiyatına sebep oluyor.

SANAYİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA

Güzelyurt bölgesini gezerken, bölgedeki çoğu tesislerin çalışmadığını gördük. Gezimiz boyunca bizi refakat eden öğrencimiz Ozan Elmalı ve Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü öğretim üyesi meslektaşımız Yrd.Doç.Dr. Zeki Koday, bölgenin özellikleri ve sorunları hakkında çok ayrıntılı bilgiler verdiler. Güzelyurt bölgesinin temel sorununun sulama sorunu, portakal bahçelerinin kuruması ve buna bağlı tesislerin atıl durumda oluşu sorunu hakkında yerinde gözlemler yapmamızda büyük yardımları oldu. Ayrıca bu bölge gezimizde şunu da unutmamak gerekiyor. Kıbrıs gezisini iki grup halinde yapmıştık. Güzelyurt bölgesi gezisine çıkmadan önce hazırladığımız arazide yiyeceğimiz gıda maddelerinin tümü, diğer gezi ekibinde kaldığı için, bölge gezisinde iyi beslenemedik. Açlığımızı rehberlerimizin önerisi ile, Kıbrıs adasında yetişen ve yenilen ekişili ot ile gidermeye çalıştık. Doğrusu aç olduğumuz için ekşili ot hoşumuza gitti. Tadı biraz yeşil erik tadıyor.

Bir zamanlar, Kıbrıs; narenciye (portakal, mandalina, greyfurt ve limon) ile ünlü imiş. Ülkedeki narenciye büyük paketleme tesislerinde paketlenip bol miktarlarda yurtdışına ihraç ediliyormuş. Paketleme tesislerinin en büyüğü Güzelyurt bölgesinde bulunuyor. Maalesef bugün bu tesisler, portakal bahçeleri iyice azaldığı için atıl durumda bulunuyor.

Kıbrıs adasının adını veren Bakır madenleri ve işletmelerinin hali perişan. Maden yatakları Türk-Rum sınırında, Bakır İzabe Tesisleri ise Türk kesiminde kalmış. Harekattan bugüne yataklar ve tesisler işletilemiyor. Bunun için uluslararası anlaşmalar ile tesislerin çalıştırılması gerekiyor.

TURİZM MUTLAKA CANLANDIRILMALI

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, turizm değerleri bakımından oldukça zengin. Özellikle tarihi eserler ve deniz turizmi bakımından büyük potansiyel oluşturuyor. Ancak Kıbrıs Rum Kesimi’nin ve Yunanistan’ın olumsuz propagandaları sonucunda, Avrupa ülkelerinden gelen turist sayısı gittikçe azalıyor. Bu olumsuz propaganda, uluslararası düzeyde Türkiye’nin de katkıları ile mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.

Öte yandan Türkiye’deki kumarhanelerin kapatılması ve mevcut kumarhanelerin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taşınması gibi bir girişim olduğu kulaktan kulağa dolaşıyor. Bu girişim, Kıbrıs Türkünü derinden düşündürüyor ve üzüyor. Turizme canlılık versin amacıyla yapılan bu girişimin, aksine turizmi baltalayacağı tahmin ediliyor.

Kıbrıs, yılın büyük bir mevsiminde yüzülebilen geniş ve güzel kumları ile kaplı çok sayıda plajlara sahip. Ancak bu plajların çoğu tam anlamı ile değerlendirilmiş değil. Bu konuda Türk işadamlarına büyük görevler düşüyor.

Kıbrıs adası, dünya çapında eşeği ile meşhur. Kıbrıs eşekleri, tarıma zarar verdiği gerekçesiyle öldürülmeleri ve adaya gelenler tarafından yurtdışına kaçırılmaları sonucunda sayıları hayli azalmış. Şu anda sadece Karpaz yarımadasının en uç noktasında çok az sayıda eşek kalmış. Bunların sayıları çoğaltılmalıdır. Eşeklerin doğal bir şekilde yaşamaları için, çok geniş bir arazi üzerinde Milli Park kurulmalı ve korunmalıdır. Gerçi böyle bir girişim var ama yetersiz. Çünkü gece olunca, koruma altına alınan bölgeden, köylülerin tarım alanlarına doğru eşek sürüleri istila ediyorlar ve tarıma olumsuz etkiliyorlar. Bu durum köylülerin zarara girmesine yol açıyor. Eğer eşeklerin yaşadıkları alanlar yüksekçe tel örgülerle çevrilirse, hem köylüler zarar etmemiş olur ve hem de turizm değeri yüksek olan eşekler korunmuş olur.

MARAŞ BÖLGESİ AÇILMALI

Gazimagosa şehrinin güney yarısını oluşturan Maraş bölgesi, Kıbrıs Harekatından bugüne kapalı durumda. Bu bölgede dünyanın en meşhur otelleri bulunmakta ve plajları da dünyaca haklı bir üne sahip. Hatta harekat olduğu yıllarda (1974), taa 2000 yılına kadar rezervasyonu dolmuş oteller bulunduğu söyleniyor. Ne yazı ki, Türk kesiminde yer almasına rağmen, Maraş bir türlü iskana açılmamış. Mevcut otellerin hali perişan. 24 yıldır kullanılmayan ve restore edilmeyen oteller yıkılmaya mahkum edilmiş.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ne pahasına olursa olsun, Maraş bölgesini iskana açmalıdır. Her şeyden önce bölge turizm için yeniden dizayn edilmeli ve turizm canlandırılmalıdır.

Etiketler » AnadoluJet Kıbrıs Lefkoşa - Ankara uçak bileti al   » AnadoluJet Kıbrıs Lefkoşa - Ankara Uçak seferleri   » AnadoluJet Kıbrıs Lefkoşa - Ankara Uçak Bilet fiyatları  
Google ARA: AnadoluJet Kıbrıs Lefkoşa Ankara Uçak Seferleri

Havayolu Firma Kategorisi

  • » SunExpress
  • » Anadolujet
  • » Atlasjet
  • » BoraJet
  • » Türk Hava Yolları
  • Son Eklenen Yurt İçi - Yurt Dışı Uçak Seferleri

  • Ankara Antalya Uçak seferleri Tüm firmalar
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Uçak Bileti
  • Ankara Antalya Uçak seferleri Tüm firmalar
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara Adana Uçak Seferleri Otobüs Bile
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Adana,Şakirpaşa(ADA)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Ankara Adana Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Adana,Şakirpaşa(ADA)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • Türk Hava Yolları Ankara İzmir Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İzmir,Adnan Menderes(ADB)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara İzmir Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İzmir,Adnan Menderes(ADB)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara İstanbul Sabiha Gökçen Uçak Sefe
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İstanbul,Sabiha Gökçen(SAW)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Ankara İstanbul Sabiha Gökçen Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İstanbul,Sabiha Gökçen(SAW)
    : Uçak Bileti
  • Türk Hava Yolları Ankara İstanbul Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : İstanbul,Atatürk(IST)
    : Atatürk Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Ankara Antalya Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • AnadoluJet Ankara Antalya Uçak Seferleri
    : Ankara,Esenboğa(ESB)
    : Antalya,Antalya(AYT)
    : Esenboğa Havalimanı Uçak Bileti
  • THY Elazığ İzmir Uçak Seferleri
    : Elazığ,Elazığ(EZS)
    : İzmir,Adnan Menderes(ADB)
    : Elazığ Havalimanı Uçak Bileti
  • ucuz uçak biletleri
    OnlineALL.Net Facebook OnlineALL.Net Twitter ping